|
ÇEPNİ
KİMDİR ?
III
Çepnilerin
Doğu Karadeniz Bölgesinin Türkleştirilmesindeki
Rolleri
.
İkincisi,
1978-1979 yıllarında Brent Brendemoen’in
Trabzon ağızları üzerine yaptığı
çalışmadan elde edilmiştir.
Brendemeon, bizim de araştırma yaptığımız
bu sahaya gitmiş ve Sayvançatak köyünden
Tepegöz hikâyesinin bir varyantını
derlemiştir.
Brendemeon’un
“Batı Anadolu’da yaşayan az sayıda
ve dağılmış vaziyette bulunan Çepnilerin
ağız özellikleri ve folklor yönünden diğer
yöre halkı ile kaynaşmış görünmekte
iken, Doğu Karadeniz bölgesinde. Özellikle
Trabzon’un ilçelerinden Şalpazarı
yöresinde oturan Çepnilerin, hem ağız,
hem folklor itibarı ile komşularından,
dikkat çekici büyük farklılıklar
korumaktadırlar” şeklindeki tespitine
katılmamak mümkün değildir.
Ama
aynı yazarın “Dil verilerimizin, Çepnilerin
Trabzon yöresinin Türkleştirilmesinde önemli
bir rol oynadıkları yolundaki iddiayı
destekleyeceğini söylemek doğru olmaz. Çepni
ağzı ile diğer Trabzon ağızları
arasındaki farklılıkların
benzerliklerden çok olması, tam aksine bu
iddiayı çürütür” şeklindeki
kanaatine katılmak ise mümkün değildir.
Aslında ağızların farklılığı
konusundaki tespit doğrudur. Yörenin diğer
yörelerle gösterdiği ağız farkları
hemen herkesin anlayabileceği kadar belirgindir.
Ama bu veri tek başına “Çepnilerin bu bölgedeki
Türkleştirme hareketinde önemli rol oynadıkları”
şeklindeki görüşü çürütemez.
Bize
göre “Türkleştirme” den kasıt
buraların Türk yurdu haline getirilmesidir ki,
Çepniler bunu, bu çalışmanın başından
beri ortaya konulan yerli ve yabancı
belgelerden de rahatça anlaşılacağı
gibi, bölgede Osmanlı hakimiyeti kurulmadan çok
önce önemli ölçüde başarmışlardır.
İkinci
husus ise, Osmanlıların bu bölgeyi
fetihlerinden sonra Anadolu’nun çeşitli
yerlerinden Trabzon havalisine değişik Türk
boylarının gönderilmiş ve iskân
edilmiş olmalarıdır. Aynı veya
birbirine yakın yerlere yerleştirilen bu
boyların zamanla birbirleriyle kaynaştıklarını
düşünmek mümkündür. Ama onlardan çok önce
bu bölgeye gelip yerleşmiş, kendilerine
has bir yaşama şekli olan Çepnilerin hem
bu özellikleri hem de coğrafi ve idari yapı
sebebiyle yeni gelenlerle pek fazla bir alışverişleri
olduğu söylenemez.
Ayrıca,
buraya gelenlerin de değişik Türk boylarından
oldukları unutulmamalıdır. Çepni ağzının
bütün bölgeye hakim olması ancak Çepnilerin
diğer Türk boylarından çok üstün
olmaları ve onlarla birlikte yaşamalarıyla
mümkün olabilirdi. Halbuki kaynaklardan elde ettiğimiz
bilgiler ve bizim tespitlerimiz, Çepnilerin cesur,
savaşçı ve geleneklerine sıkı sıkıya
bağlı bir topluluk olduğunu gösteriyor.
Bunlara
son derece engebeli olan coğrafi yapının
ve çalışma şartlarının bu
tür ilişkileri engelleyici özelliklerini de
eklersek Çepnilerin neden diğer boyları
etkileyemediğini anlayabiliriz. Dikkat edilmesi
gereken bir başka husus da etkileşmenin
iki yanlı olacağıdır.
Eğer
bugün, hiç değilse bazı bölgelerde,
bozulmamış ya da az bozulmuş bir Çepni
kültürü bulabiliyorsak bunu yukarıda sayılan
şartlara borçluyuz. Nitekim Çepnilerin, daha
sonra yerleştikleri Trabzon’un doğu
tarafında Araklı, Sürmene, Of, Rize gibi
yerlerde homojen bir Çepni nüfusuna ve saf bir Çepni
kültürüne rastlamamız mümkün değildir.
Bu bölgelerde Çepniler diğer Türk boylarıyla
kaynaşmışlardır.
Belki
bu iddiayı şu şekilde düzeltmek daha
doğru olacaktır: “Doğu Karadeniz bölgesinin
Türkleşmesinde Çepniler çok önemli rol
oynamışlardır. Ama kendileri gibi Türk
olan diğer boyları Çepnileştirememişlerdir”.
Aksini düşünmek Türkü Türkleştirmek
demek olur ki, bu da geçerli bir görüş
olamaz.
Sonuç
olarak, bütün bu bilgilerden, Çepni boyunun
Anadolu’ya gelen ilk Türk boyu olduğu, Çepnilerin
Anadolu’nun Türkleşmesine çok büyük katkılarda
bulundukları, hatta Safevî Devleti’nin
kuruluşunda önemli rol oynadıkları
anlaşılmaktadır.
Batı
Anadolu’da İzmir, İzmit, Adapazarı
ve Balıkesir’e gitmelerine rağmen en yoğun
olarak yerleştikleri. Yaklaşık 700 yıldan
beri varlıklarını devam ettirdikleri ve
kültür mirasını en iyi muhafaza
ettikleri bölge Doğu Karadeniz bölgesi,
bu bölgede de Ağasar / Akhisar yöresi
olmuştur.
Bugün,
Doğu Karadeniz bölgesine coğrafi olmayan
ikinci bir isim verilmesi gereksiydi, eskiden “Çepni
Vilayeti” denilen bölgenin sınırlarını
Ordu’dan Batum’a kadar genişletip bu bölgeye
“Çepni Yurdu” veya “Çepni Bölgesi”
demek doğru olurdu.
Doğu
Karadeniz bölgesiyle ilgili resmi kayıtlar XVI.
yüzyıldan itibaren tutulmaya başlanmıştır.
Bu kayıtların büyük bir kısmı
henüz incelenmediği için konumuz olan Çepniler
hakkında da, çok detaylı ve yeterli
tarihi bilgiye sahip olmak mümkün olamamıştır.
Ancak, mühimmeler, hatt-ı humayunlar, kadı
sicilleri, tahrir defterleri ve diğer arşiv
vesikaları incelendikçe Çepnilerle ilgili
daha doyurucu bilgilere sahip olacağımız
muhakkaktır.
Derleyen;
Mustafa KÜÇÜK
|